Az çok ilgilenenlerin bilecekleri ve kabul edecekleri gibi, AK Parti İktidarının hatalarından biri (AB’ye girebilmek için) ‘İstanbul Sözleşmesi’ adı altında bir sözleşmenin altına imza atması ve sözleşmeye dair kanun tasarısını TBMM’den geçirterek yürürlüğe sokması idi!
Yasanın geneli ayrı, o nedenle ben bugün Yasanın geneli üzerinde değil, ‘Ailenin korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine dair maddesi’ üzerinde durmak ve daha yazımın başında ‘inanmış bir mûmin ve delikanlı bir erkek, hiç kızı olmamış ve karısını dövmemiş olan bir koca olarak’ kadınların bizim baş taçlarımız, çünkü onların bizim herhangi bir şekilde yakınlarımız olduklarını hatırlatmak, dolayısıyla da onlara yapılan her türlü işkencenin veya uygulanan büyüklü küçüklü şiddetin karşısında olmamız gerektiğini vurgulamak istiyorum. Ancak, ben şahsen genelde kadınların, özelde de çocukların, hattâ korunmaya muhtaç olan insanların kanun veya yasadan önce vicdanlarda, inançlarda imanlarda korunması gerektiğine inanıyorum. O nedenle 20.03.2012 tarihinde yani bundan yaklaşık 13 yıl önce yürürlüğe giren yasanın aileyi ve kadını koruyamadığı gibi, işkenceyi daha da artırdığını aşağıda vereceğim tarih ve sayılarla ispatlamak istiyorum…
Şöyle ki; 2010 yılında 180 kadın, 2011 yılında 121 kadın katledilirken, söz konusu yasanın yürürlüğe girdiği yıldan itibaren katledilmelerde önemli bir artış yaşanmış; meselâ 2012 yılında 210 kadın, 2019 yılında 474 kadın katledildiği gibi, 2022 yılında 334 kadın öldürülmüş ve 245 kadının ölümü de şüpheli bulunmuş maalesef! Ayrıca, 2012 yılında açılan boşanma davası 190 bin 564 iken, 2020 yılında bu sayı 246 bin 561’e yükselmiş, yani şiddet uygulamalarında olduğu gibi boşanma oranlarında da yüzde 30’luk bir artış olmuş!
Kısacası ve açıkçası, söz konusu yasa aileyi koruyamadığı ve koruyamayacağı da gibi, kadına yönelik fiziksel şiddetin yanı sıra ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddetin türlerinde de, boşanma oranlarında da büyük bir artışlar olmuş maalesef!
‘O halde ne yapılmalı ve Aile nasıl korunmalı ve kadına şiddetin önüne nasıl geçilmeli?’ denilecek olursa; ben şahsen ‘söz konusu yasa gözden geçirilmeli ve milletimizin inanç yapısına, örf ve âdetlerine, gelenek ve göreneklerine uygun hâle getirilmeli!’ derim.
Türkiye Aile Meclisinin açıkladığı istatistiklere göre, 2015 yılında 269 bin 259, 2016 yılında 318 bin 363, 2017 yılında 410 bin 934, 2018 yılında 516 bin 132, 2019 yılının kasım ayına kadarki zaman dilinde ise 442 bin 935 aile reisi veya ferdi evinden yerinden uzaklaştırılmış. Yani Ülkemiz de ve 2015 ile 2019 yılları arasında evinden yerinden uzaklaştırılan, dolayısıyla da aile bağlarından koparılan ve dostlarından uzaklaştırılan anne sayısını bilmiyorum ama baba sayısı 2 milyona yaklaşmış durumda! Ki, bu konu da alınan ya da verilen kararlar da hiçbir delil, bilgi veya belge ya da şahit şartı aranmamış! Yani uzaklaştırmaların tamamı eşlerin sadece beyanlarına dayanılarak verilmiş… Oysa bizim mer’i yasalarımıza veya medenî kanunumuzun ilgili maddesine göre, aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla, yani müdde-i, iddia sahibi iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Ancak, söz konusu yasaya göre, herhangi bir şekilde şiddetin uygulandığına dair herhangi bir bilgi, belge, emâre, delil veya şahit olmaksızın evin bireylerini evinden uzaklaştırma kararları alınıp verilebiliyor!
Gerisi neyse ne amma, evinden yerinden uzaklaştırılan bireyler için herhangi bir rehabilite uygulaması yapılmıyor veya eğitim verilmiyor… Dolasıyla da söz konusu yasa yarardan çok zarar veriyor!
Bahsime konu soruyu ben, yasanın mîmarlarından ve uygulayıcılarından biri olan hattâ başında gelen eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve şu anki Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in Burdur’a ve Valiliğe yaptığı resmi bir ziyarette sormuş ve Kendisine, “Bizim gelenek göreneklerimiz de, törelerimizde, örf ve âdetlerimiz de erkekleri evlerinden yerlerinden veya eşlerinden uzaklaştırma gibi bir uygulama var mı Sayın Bakan?’ demiştim! Bakan Şahin de soruma ‘Uzaklaştırmayı biz değil, hâkimler-mahkemeler veriyor…” şeklinde kaçamak bir cevap vermişti. Ben de kendisine hâkim veya mahkemelere bu yetkiyi siz vermediniz mi efendim?’ deyince de gülümseyerek âdeta ‘haklısınız’ der gibi yapmıştı! Ve tam o konuşmadan sonra dönemin İl Emniyet Müdürü Abdulkerim Polat ta (ki, buna meslektaşlarımdan bazıları şahittir) yanıma yaklaşarak ve kulağıma eğilerek ‘’Baba bir soruydu Taceddin Bey… Çünkü yasanın zahmetini ve zorluğunu biz çekiyoruz’’ diyerek benim sorumdan duyduğu memnuniyeti dile getirmişti!
“Ya ne edelim, nasıl yapalım?’’ diye bir soru da sorulacak olursa, ben mücrim de ‘evli eşlere ve evlenecek olan bîkârlara, bundan 1424 yıl önce ve 4 büyük halifeden biri ve sonuncusu olan Hz. Ali (r.a) ile Peygamber Efendimiz (sav)’in sevgili kızı Hz. Fatıma Annemizin ve benzer evlilik hayatlarını sürdüren sâlihlerin ve sâlihâların hayatlarından örnek alalım!’ derim.
Uzun lâfın kısası, meselenin hülâsâsı; Aile ve kadına, hattâ eşlerin birbirlerine uyguladıkları ya da uygulayacakları şiddetlerin önüne İstanbul Sözleşmeleriyle veya 6284 ve benzeri yasalarla değil, 1424 veya 1446’lı yılların emsalsiz yasalarıyla geçilebilir!’ diyor, herkese ‘şiddetsiz’ saygılar sunuyorum.
GÜZEL OLAN HER ZAMAN İYİ DEĞİLDİR
AMA İYİ OLAN HER ZAMAN GÜZELDİR!
Hz. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî
İZZETİ HAKTA ARAMAZ İSEN, BÂTIL SENİ
ZİLLET İÇİNDE YAŞAMAYA MAHKÛM EDER!
Tevekkül Gemisi.
EN KUSURSUZ CİNÂYET; BİRİNİN YAŞAMA
SEVİNCİNİ ÖLDÜRMEKTİR. Ve İYİ BİR YARA
İZİ EN İYİ NASİHATTEN DAHA DEĞERLİDİR!
Paula Coelha
KUŞ, KONDUĞU DALIN KIRILMASINDAN
KORMAZ, ÇÜNKÜ ONUN GÜVENDİĞİ DAL
DEĞİL, KENDİ KANATLARIDIR… Anonim
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Derken 'Receb-Şaban' İşte geldi gidiyor 'Mübarek ay' Ramazan!' adlı köşe yazısı Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Mansur Yavaş, Ekrem hızlı giderken gün battı ve hava karardı erkenden' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Her gecemiz Kadir, her gelenimiz Hızır (A.S) ve Ramazan Bayramımız mübarek, günümüz kutlu olsun!!' adlı köşe yazısı.... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Tarım da düşüşün önünü alamazsak her şeyi satın almak zorunda kalırız!' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Deliye Olsa da Esasında Akıllı Ve Sağlıklı İnsana Her Gün Bayram' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Ormanlarımızı… ateşe veriyor, sularımızı boşa akıtıyor, topraklarımızı.. Yakıyoruz! Olmayan nevruz’un bayramını yapıyoruz!' adlı köşe yazısı.... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Erdoğan'ın tek rakibi var o da enflasyon canavarı!' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'LGBT'yi savunan milletvekili ve alkolü savunan gazeteci' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Bir Çanakkale Torunu'nun naçiz klavyesinden 'İmankale Destanı!'' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Yapay zekanın ve vahşi kapitalizmin hakim olduğu bir devirde ‘Müslümanca yaşamak’ pek kolay bir şey olmasa gerek!' adlı köşe yazısı... Devamı
Vali Tülay Baydar Bilgihan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi'nin 110. Yıl dönümü vesilesiyle, Kıymetli Şehit Ailelerimiz ve Kahraman Gazilerimizin aileleriyle iftar yemeğinde bir araya geldi.
Karakaş Ailesi, merhum Niyazi Karakaş hayrına Karamanlı'daki eğitim ve sağlık kurumlarına toplam 195 bin TL bağışta bulundu.
Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, Ramazan ayında şehit ve gazi yakınlarıyla iftar programında bir araya geldi.
Vali Tülay Baydar Bilgihan, Aile Yılı ziyaretleri kapsamında, evliliklerinde 72.yılı yaşayan İnce çiftine ziyarette bulundu.
Burdur’da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında iftar programı, konferanslar ve farkındalık etkinlikleri düzenlendi. Kadın haklarına dair detaylar burada!
Serdivan Yazlık Aile Sağlığı Merkezi (ASM) ve Köprübaşı Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, tamamlanan yeni binasında hizmet vermeye başladı. Detaylar haberimizde..
Yorumlar (0)