Meslektaşlarımın ve basınla az çok ilgilenenlerin bilecekleri gibi, Ülkemizde her 10 Ocak târihi “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kutlanıyor. O nedenle ben daha yazımın başında tüm çalış(k)an ve hayatta olan arkadaşlarımın günlerini yürekten kutluyor; dertli olan meslektaşlarıma devâlar, borçlu olan meslektaşlarıma en kolay yoldan ödemeler ve, ve, ve herhangi bir hastalığa duçar olmuş ya da olacak olan meslektaşlarıma âcilen ve kalıcı şifalar; vefat etmiş olanlara ise ganî ganî rahmetler diliyorum… Şimdide egosu ne kadar yüksekse, maddi getirisi de o kadar düşük olan gazetecilik mesleği hakkındaki görüş ve düşüncelerimi siz sevgili okurlarımla paylaşmak istiyorum:
Aslında bugün çalışan gazetecilere hasredilmiş bir gün… Ve bendeniz yaklaşık yarım asırdır bu mesleğin içinde olan, ancak geçirdiğim bir rahatsızlığım nedeniyle 2,5 ay kadar bu mesleğe ara veren fakat şükürler olsun ki sağlığına kavuşmuş ve mesleğine kaldığı yerden devam ettirmeye ÇALIŞAN bir gazeteci olduğumu düşündüğüm için kendimi bugünün muhatabı olarak kabul ediyor ve günü kutlayarak değerlendirmek istiyorum:
Günümüz de ve elinde akıllı bir telefonu ve interneti olan hemen herkes profesyonel bir gazeteci gibi fotoğraf ve video çekiyor ve birçoğu da çektiği fotoğraf ve videoları rastgele, sorumsuzca yayınlıyor-haberleştiriyor… Yani, hiçbir sorumluluğu olmayan bahsime konu sosyal medya fenomenleri gördükleri veya duydukları her şeyi haber yapıyorlar. Dolayısıyla da insanları bazen kandırıyor, bazen kızdırıyor, bazen olmadık, hattâ olmayacak şeylerle üzüyor veya sevindiriyor, bazen de ağlatıp sızlatıyorlar maalesef… Fakat gazetecilik öyle değil… Çünkü ister yazılı olsun ister görüntülü ya da sesli yayın olsun her muhabirin bağlı ve sorumlu olduğu ya bir gazetesi veya dergisi ya da bir televizyon kanalı vardır… Ve bu organların bir(kaç) sahibi, sorumlu yazı işleri müdürleri, editörleri ve benzer sorumluları var… Ki, yalan bir haber bu kişileri bazen tazminat, bazen de ceza davasına duçar edebilir ve bunun birçok örneği-yaşanmışlığı da vardır!
Ve istisnâları hariç, gazeteciler genelde asgarî ücretle ve gece gündüz, bayram seyran, yaz kış demeden görev yaparlar ve görevlerini yaparken de bazen darp edilir, bazen hakaret, bazen kurşun dahî yerler ama bu durum onları korkutmaz, yıldırmaz, dolayısıyla da görev yapmaktan alıkoymaz! Çünkü onlar işlerini severek ve her tehlikeyi göze alarak yaparlar. Yani, çalış(k)an gazeteciler, hiçbir şartta okurları, dinleyicileri veya izleyicileri için haber ve maddî mânevî fedakârlık yapmaktan geri durmazlar!
Ayrıca yaygın basın yayın organlarının son durumlarını bilmiyorum ama yerel basın yayın organlarının yayın hayatlarını sürdürebilmeleri için büyük fedakârlık yaptıklarını, hattâ son günlerde kapanma tehlikesi ile karşı karşıya olduklarını biliyor ve onlara da kolaylıklar diliyorum…
Vaktiyle bize gazetecilik dersi veren hocalarımızdan biri TRT eski Genel Müdürü Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, diğeri ise Odalar Birliği eski Başkanlarından ve Bakanlardan Ali Coşkun idi… Ve bu hocalarımız bize, ‘Fıtratınızda-yaratılışınızda korkaklık varsa eğer, gazetecilik yapmayın! Çünkü gazetecilik mesleği cesaret isteyen, korkmamayı gerektiren bir meslektir… Ayrıca varsa eğer, yanlış insanların doğrularını, doğru insanların da vâkî yanlışlarını yazın…’ derlerdi! O nedenle iyi bir gazeteci, sonucu ne olursa olsun hakîkatleri dile getirmekten çekinmez, korkmaz; çekinir veya korkarsa eğer, o gazeteci-gazeteci olmaz-olamaz-olmaması gerekir!
Velhâsıl-ı kelâm; yarım asra yaklaşan gazetecilik hayatımda yaşadığım acı tatlı olayları dile getirmeye kalksam, bir(kaç) ciltlik kitap olur… O nedenle ben konumu dağıtmamak ve siz sevgili okurlarımın kafalarını, gözlerini yormamak için bir(kaç) hatırlatma yaparak konu hakkındaki yazımı noktalamak istiyorum:
Övünmek gibi olmasın ama bendeniz yarım asra varan gazetecilik hayatımda bazı yaygın basın yayın organlarının temsilciliklerini ve muhabirliklerini yaptığım gibi yerel gazete ve haber sitelerinde de köşe yazıları yazdım ve yazmaya da devam ediyorum… Ve meslek hayatımda yazdığım bazı haberlerim ve yaptığım yorumlarım muhatapları tarafından basın savcılıklarına veya mahkemelere verilse de hiçbirinden tekzip almadım elhamdülillah! Çünkü ben hiçbir zaman yalan haber, mesnetsiz ve haksız hukuksuz bir yorum yapmadım! Tek tük yaptığım yanlış haber veya yorumlarım için de ânında düzeltme yaptım ve muhataplarımdan derhal özür dileyip helallik istedim…
Ve yine meslek hayatımda yenmiş bazı hakların hukukların iadesini sağladım, yenme ihtimali bulunan hakların ve çiğnenme ihtimali bulunan hukukların korunmasını sağladım elhamdülillah…
Hülâsâ-i netice; genelde tüm çalış(k)an, özelde de genç arkadaşlarımın günlerini tekrar kutluyor, tamamına sağlık sıhhat ve afiyet dileklerimle birlikte sevgiler sunuyorum.
BİR YAZININ TEMEL KURALI, KENDİNİ İLK
SATIRDAN OKUTTURMAKTIR! Suat Ali
EY! CILIZ BİR KALEMDEN DİLE GELEN HAKÎKAT
SEN DEVLERİ BİLE KORKUTACAK KADAR MI
KORKUNÇSUN?.. Ve BİZ GAZETİCELER,
HAYATIMIZI HALKA HAKÎKATLERİ ANLATMAK
YOLUNDA HARCIYORUZ! Sebahaddin Ali
RÖPORTAJI BİR EDEBİYAT DALI SAYMAK NE,
RÖPORTAJ BAL GİBİ BİR EDEBİYATTIR. ONU
HABERDEN AYIRAN NİTELİK ONUN EDEBİYAT
GÜCÜDÜR! Yaşar Kemal
KALPTEN OLMAYAN TEK BİR SÖZCÜK BİLE
YAZMADIM ASLA DA YAZMAYACAĞIM…
Nellie biy
BEN DE MESLEK HAYATIM DA BİR KEZ OSUN
YALAN HABER VE YORUM YAPMADIM. BUNDAN
SONRA HİÇ YAPMAYACAĞIM İNŞAALLAH:
Taceddin Akbaş
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Derken 'Receb-Şaban' İşte geldi gidiyor 'Mübarek ay' Ramazan!' adlı köşe yazısı Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Mansur Yavaş, Ekrem hızlı giderken gün battı ve hava karardı erkenden' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Her gecemiz Kadir, her gelenimiz Hızır (A.S) ve Ramazan Bayramımız mübarek, günümüz kutlu olsun!!' adlı köşe yazısı.... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Tarım da düşüşün önünü alamazsak her şeyi satın almak zorunda kalırız!' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Deliye Olsa da Esasında Akıllı Ve Sağlıklı İnsana Her Gün Bayram' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Ormanlarımızı… ateşe veriyor, sularımızı boşa akıtıyor, topraklarımızı.. Yakıyoruz! Olmayan nevruz’un bayramını yapıyoruz!' adlı köşe yazısı.... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Erdoğan'ın tek rakibi var o da enflasyon canavarı!' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'LGBT'yi savunan milletvekili ve alkolü savunan gazeteci' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Bir Çanakkale Torunu'nun naçiz klavyesinden 'İmankale Destanı!'' adlı köşe yazısı... Devamı
2025
Taceddin Akbaş'ın 'Yapay zekanın ve vahşi kapitalizmin hakim olduğu bir devirde ‘Müslümanca yaşamak’ pek kolay bir şey olmasa gerek!' adlı köşe yazısı... Devamı
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ), yerel ve ulusal basın temsilcilerini ağırladı.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında Antalya'da düzenlenen programda basın mensuplarına “Çalışma arkadaşlarım” şeklinde seslenen Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Sarısu-Meydan 4. Etap Tramvay Hattı'nın temelinin Cumhurbaşkanlığı'ndan onay gelmesi halinde üç ay içinde atılacağını duyurdu. Böcek, “Üç ay içerisinde Cumhurbaşkanlığımızdan gelecek onay dahilinde söylüyorum, öz kaynaklarımızla Antalya'da sizlerle beraber temelini atacağız” dedi.
Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan’ın “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü” dolayısıyla mesaj yayımladı. Detaylar haberimizde..
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında Afyon Basın Cemiyeti (ABC) tarafından düzenlenen 1. ‘Afyon Basın Cemiyeti 3 Bant Bilardo Turnuvası’ başladı.
Edremit Belediye Başkanı Selman Hasan Arslan, Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bölgede ki basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Uşak Üniversitesi Rektörü Ekrem Savaş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle mesaj yayımladı.
Yorumlar (0)